






Düdük çalmadan önceki o saniye. Tribün nefesini tutar, binlerce ses tek bir bekleyişte buluşur. İşte Mr Roo'yu o anın içinde gördüm ilk kez; renkleri henüz fırçama dokunmadan, kafamda çoktan atmaya başlamıştı.
Sarı dökülür önce; umut, enerji, hep bir adım önde duran o sıcaklık. Hemen ardından lacivert iner, sadakatin, gücün, sönmeyen bağlılığın rengi. İkisi yan yana gelince Mr Roo doğar. Maç günü sabahları canlanır gözümün önünde: sokaktan yükselen sesler, rüzgârda dalgalanan atkılar, herkesin aynı renge bürünüp tek bir nefes gibi attığı o an. Bu eser benim için yalnızca bir futbol karakteri değil; tribünlerde büyüyen dostlukların, unutulmayan maçların ve kuşaktan kuşağa aktarılan tutkunun sembolü. Pop-art çizgileriyle oyuncu, sıcak, biraz da çocukça hafif; ama içinde milyonlarca taraftarın aynı heyecanla attığı kalbi taşıyan bir figür.
Mr Roo'nun üzerine işlediğim her detayın bir karşılığı var: takımın tarihinden bugüne uzanan futbolcu isimleri, gol sayıları, sloganlar, semboller, unutulmaz tarihler. Hepsini tek tek, sabırla yazıyorum. Çünkü bu bir forma değil; nesilden nesile aktarılan bir aidiyet, bir tutkunun sessiz arşivi. Heykel bittiğinde, taraftarın belleği gibi tüm hikâyeyi üzerinde taşıyor.
45 × 30 × 30 cm ölçülerindeki bu kompozit eseri elimle boyadım, imzaladım ve sınırlı sayıda ürettim. Tek parça, biricik; her detayı benim dokunuşumu taşıyor. Bir oturma odasını ısıtır, bir ofise neşe katar, sohbetin tam ortasına oturur.
Kimi sevgiler görünmez ama hep oradadır. Mr Roo, işte o sevginin gözle görülür hâli.
Genellikle bir iki iş günü içinde size kişisel olarak döneceğiz.