







Miro'yu yaratırken kendimi yıldızların, galaksilerin ve sonsuz evrenin o büyüleyici sessizliğine bıraktım. Geceleri çoğu zaman yalnız hissettiğim anlarda gökyüzüne bakar, kendimi bu uçsuz bucaksız maviliğin bir parçası gibi duyardım. Derin ultramarin maviler bu ihtişamı, ince beyaz ışıklar yıldızların asaletini fısıldarken, onun elindeki sarı balon benim için Güneş'in sıcaklığı, yaşamın kendisi ve hiç bırakmadığım umut oldu. Sanırım hepimiz, kendi ışığımızı evren kadar büyük hayallerin içinde saklarız, Miro o saklı duygunun, içimdeki çocuğun bedeni.
Gökyüzüyle bağı olmayan tek bir insan tanımadım bugüne dek. Kimimiz kayan bir yıldızın altında usulca dilek tutarız, kimimiz uzayın gizemine kapılırız, kimimiz de o masmavi enginlikte içimizi saran derin huzura sığınırız. Miro, hepimizin kalbinde sessizce yaşamaya devam eden o saf çocuğa dokunmak için doğdu; umutla, merakla, hiç tükenmeyen hayallerle… Çünkü en soylu yolculuklar çoğu zaman başımızı gökyüzüne kaldırdığımız o küçücük, sessiz anda başlar.
44 × 20 × 13 cm ölçülerinde, ellerimle tek tek şekillendirdiğim heykelsi kompozitten doğan bu figür, Mr Roo karakter evrenimin bana en yakın, en kıymetli parçalarından biri. Sınırlı sayıda ürettiğim, koleksiyon değeri taşıyan biricik bir eser; her bir detayını sabırla, sevgiyle ve bazen gözlerim dolarak işledim. Onu yaparken kendi içimdeki çocukla yeniden tanıştım sanki.
Bir salonun en sevdiğiniz köşesinde, bir ofisin ya da kliniğin dingin atmosferinde Miro mekâna incelikli bir asalet, sıcak bir renk dokunuşu ve hep yeni bir sohbete kapı aralayan bir ilham katar. Sevdiğiniz birine, yeni bir yuvaya ya da en çok da kendinize; gökyüzünü içinde taşımak isteyen, o çocuksu umudu hiç kaybetmek istemeyen her zarif ruha.
Genellikle bir iki iş günü içinde size kişisel olarak döneceğiz.